Yetenek Yönetimi

İş hayatı zaman zaman bizleri yeni kavramlarla tanıştırıyor. Son dönemlerin sıklıkla kullanılan ifadesi “yetenek yönetimi (talent management)”. İfadenin içinde hem yetenek, hem de bunun yönetimi olduğundan konuya çift boyutlu yaklaşmak gerekiyor.

Yeteneği yetenek yapan(lar)ın ne olduğu konusunda genellikle şunlar sıralanıyor:

-- Hızlı düşünüp anında karar verebilme

-- İşinde başarılı olup, hızla yükselebilme

-- Problemleri çözebilme

-- Mantık yürütmede başarılı olabilme

-- Sayılarla ilgili hızlı ve hatasız işlem yapabilme

-- Değişime uyum sağlayabilme

-- Görevin zihinsel talepleriyle başa çıkabilme

-- Alacağı eğitimlerle kendini geliştirebilme

-- Zorlu görevlere meydan okuyabilme

-- Değişimi teşvik edebilme

Bu teknik dile ve mekanik becerilere itirazımız yok; ancak yeteneğin yönetimi bambaşka bir boyut ve elbette insani yönler var. Aşağıdakilerden söz ediyoruz:

-- Kesin etik değerler

-- Dürüstlük -- Sorumluluk -- Kural ve yasalara saygı -- Diğer yurttaşların haklarına saygı -- Çalışma şevki

-- Tasarruf etme ve yatırım yapma arzusu -- Büyük işler yapma isteği

-- Dakiklik

Özel sektörün, kamunun veya akademik dünyanın açmazlarından biri, ilk listeyle ikinci grubun birbiriyle çelişebilmesi ve yaşayabilmek için bir grubun diğerini dışlaması. Pragmatizmle normatif değerlerin zaman zaman yaşadığı çatışma biraz da bu aslında.

Bir yeteneğin, oluşturacağı katma değer veya ekonomik fayda kadar işe yaraması bazen de sorumluluklarını unutturuyor. Kendine, kurumuna, mesleğine ve toplumuna karşı sorumluluklar ikinci plana atıldıkça diğer insanlar bilgiye ve yeteneğe mesafeli yaklaşmaya başlıyor. Yeteneklilerin ekonomiye, doğaya, siyasi sistemlere, ekonomik işleyişe verdiği zarar insanların dikkatinden kaçmıyor.

Konunun bir diğer boyutu da toplumun, yeteneğe karşı hayranlığı ve neredeyse sınırsız müsamahası sayesinde “yeteneklilerin” kendi alanları dışına çıkmaya pek meraklı olmaya başlamaları. Bilim, edebiyat veya sanat dünyasındaki “yeteneklilerin” son yıllarda giderek artan sert siyasi salvoları, bir konudaki yeteneklerinin onlara her alanda görüş beyan edebileceklerini -hatta etmeleri gerektiğini- düşündürtmesi, sergiledikleri şişkin egolu tavırlar yeteneğin gerçekten de yönetilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Bir siyasi, ekonomik veya insani sistemden memnuniyetsizlik duymayla başlayan “yetenekli” arayışı, her durumda bu özel insanların yeteneklerinin bir şekilde yönetilmesi ve insanlığın yararına uygun kullanımının sağlanmasını gerektiriyor.

Etiketler:

Öne Çıkanlar
Yakın Tarihliler
Arşiv
Etikete Göre Ara