Siyasetin Aklını Anlayamamak

Zannediyorduk ki siyasetin ve siyasetçinin aklını idrak edememek bizim coğrafyaya has. Değilmiş...

Yunanistan’da dün yapılan erken genel seçimleri Aleksis Çipras’ın liderliğindeki Radikal Sol Koalisyon (Syriza) kazandı. Bu kısmı Yunan halkının tercihi. Radikal solcu Çipras, 1990 yılında meydana gelen ve üç ay süren “Önlük Hareketi” olaylarında Yunanistan Komünist Partisi Gençlik Kolları (KNE) üyesi bir lise öğrencisiydi. Ve aynı Çipras’ın seçim arifesinde Avrupa’daki destekçilerinden biri, Fransa’nın aşırı sağcı politikacısı Marine Le Pen idi (Le Pen, Çipras’ın seçimi kazanma temennisinin gerekçesi olarak bu gelişmenin Euro bölgesine darbe olacağı beklentisini öne sürüyordu).

Komünist bir lidere faşist kanattan gelen desteği anlamaya çalışmaktan vazgeçip Yunanistan’ın son 150 yılındaki en genç başbakanı olmaya hazırlanan Çipras’ın, devasa bir borç yükünün altına giren ülkesinin imzaladığı anlaşmaların hiç birini tanımayacağını ifade etmesine geçelim. Özetle “tek taraflı olarak oyunun kurallarını değiştiriyorum” diyen genç başbakana, ülkesinin “borç veren” değil “borç alan” tarafta olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Belki de Çipras, eskiden bakkalların duvarlarını süsleyen, neşesi yerinde olan peşin satan şişman tüccar konumunda olduğunu düşünüyor. IMF ve AB (başta Almanya) tarafından yapılacak olan, ülkesi için şu anda daha doğru benzetmenin, aynı bakkallardaki perişan hâldeki veresiyeci olduğu yönündeki hatırlatma kendisinin pek hoşuna gitmeyecektir.

Tabii tüm bunların dışında yoksulluk sınırı altında yaşayanlara elektrik ve ısınma hizmetinin ücretsiz verilmesi, ihtiyacı olanlara gıda ve kira yardımı yapılması, vatandaşların ödenemeyecek boyuttaki banka borçlarının silinmesi, emekli maaşları ve asgari ücrete zam yapılması gibi seçim vaatlerini Yunan seçmenler bugünden başlayarak izlemeye başlayacaktır. Üç yüz milyar dolara yakın borç alan ve %28 işsizlik olan bir ülkede bunları gerçekleştirmek için gerekli kaynakların nereden bulunacağını “mühendis” Çipras biliyor olmalıdır.

Okuyucu, Avrupa’daki aşırı sağ makyajlı faşist partilerin desteğini alan aşırı solcu Çipras’ın koalisyon hükümetini birlikte kurduğu Bağımsız Yunanlar (ANEL) partisinin de sağcı olduğunu öğrenip şaşırmaya devam edebilir. Troçkistlerden Yeşillere, Maoistlerden Avrokomünistlere kadar on üç farklı sol gruptan oluşan Syriza’nın siyasi ve ekonomik açıdan şapkadan tavşan çıkarmasını tüm dünya bekliyor olmalı.

Askerliğini Atina’da “torpilli” yaptığını itiraf eden “idealist” Çipras’ın şimdi bir sorunu daha olacak. İfade ettiği üzere kendisi Tanrı’ya inanmıyor (bu tamamen kendi bileceği iş). Lâkin Yunan anayasasının üçüncü maddesi, Yunanistan’ın resmî dininin ortodoksluk olduğunu kayıt altına alıyor (buna Yunan laikliği denilebilir!) Çipras’ın başbakanlık yemininde “kutsal ve bölünmez teslis adına” bu anayasayı koruyacağına nasıl ve neyin üzerine ant içeceğini izleyip göreceğiz.

Kim ne derse dersin siyasetin ve siyasetçinin aklı, farklı bir akıl...

Öne Çıkanlar
Yakın Tarihliler
Arşiv
Etikete Göre Ara