Hamburger Modeli Bir Tuzak (Röportaj, 8 Nisan 2014, Haber Türk)

 

08.04.2014

 

(Röportaj: İbrahim Akbulut)

 

Hamburger Modeli Bir Tuzak

 

Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan, dış kaynaklı yatırım fonlarının Türkiye’de büyüyen özel okul pazarına büyük bir ilgi gösterdiğine dikkat çekti.  Anne-babaların içi boş reklamlarla yanlış yönlendirilmeye çalışıldığına da dikkat çeken Eraslan, “Eğitimde hamburger modeline karşı dikkatli olun.” dedi.

 

Eğitimde "Hamburger Modeli" Uyguluyorlar

 

Eğitim sektöründeki bazı yatırımcıların kısa vadede para kazanmak amacında olduğunu vurgulayan Yansı Eraslan anne-babaların içi boş reklamlarla yanlış yönlendirilmeye çalışıldığına dikkat çekti; bu tür girişimciliği ‘eğitimde hamburger modeli’ diye değerlendirdi.

 

Benim liseye başladığım dönemlerde İzmir’de eski adıyla kolej, şimdiki adıyla özel okul sayısı neredeyse bir elin parmakları kadardı. Kızımı ilkokul sonrasında özel bir okula gönderme kararı aldığımda 1997 yılıydı. Seçenek ararken fark ettik ki onlarca özel okul var. Doğru kararı verebilmek için nasıl zorlandığımızı hiç unutamıyorum. Ve geldik 2014’e. Ortadaki tablo müthiş. Özel okul sayısında resmen bir patlama söz konusu. Anne-babaların karşısına her yıl onlarca seçenek ekleniyor. ‘Bu artışın nedeni nedir? Eğitim sektörüne neden bu kadar yatırım yapılır?’ sorularına cevap bulabilmek için Yansı Eraslan’ın kapısını çaldım.

 

Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan, parlak kariyerini tecrübe ile yoğurarak başarılı bir eğitim yöneticisi olduğu için bu konudaki en doğru adreslerden biri olarak karşıma çıktı. Türkiye Özel Okullar Birliği yönetiminde görev yapmış, bu konuda çalışmaları olan biri olarak doğru bir kaynak kendisi.

 

  • Türkiye’de özel okulların eğitimin içindeki payı nedir?

  • 1990’larda bu oran yüzde 2 civarındaydı. Ancak son dönemlerdeki hızlı artışla bu pay katlandı ve yüzde 4’ü aştı.

 

  • Bu kadar özel okul kurulduğuna göre büyük bir talep var anlaşılan. Peki bu talep patlamasının temelinde ne var?

  • Anne-babalar özel okullarda eğitim kalitesinin daha iyi olduğunu düşünüyor. Fiziksel olarak da özel okullarda öğrenciye sunulan olanaklar resmî okullardan daha fazla. Mesela resmî bir okulda 100 öğrenciye paylaştırılan imkânlar özel okulda 10 öğrenci tarafından kullanılıyor. Bu da doğal olarak ciddi bir talep yaratıyor.

 

  • Siz belki bu tanımı pek sevmiyorsunuz ama karşınızda sürekli büyüyen bir pazar ve bu pazara giren yeni tarımcılar var. Eğitim sektörü yatırımcı açısından bu kadar kolay ve kârlı mı?

  • Bu işe salt ticaret yönüyle bakmak bir anlamda hamburger ile karın doyurmak gibi bir şey. Ekmeğin arasına koy köfteyi sat gitsin. Ne kadar lezzetli ne kadar besleyici düşünmüyorsan ve sadece daha çok hamburger satmayı hedefliyorsan kârlı. Ama eğitimcilik kısa vadeli değil uzun vadeli bir yatırım. Sadece para değil gönül vermek gerekiyor. Bir çocuğa 13 yıl eğitim verdiğinizi hesaplarsanız biraz da sabır gerektiriyor.

 

  • Sözlerinize bakılırsa bu sektöre sadece kısa vadede para kazanmak için girenler var. Bu sektör bu kadar kazançlı mı?

  • İnsanı düşünmezseniz ve sadece ticaret gözüyle bakarsanız ortaya yüzde 8 gibi bir kârlılık çıkar. Bu da enflasyonun yüzde 1-2 gibi seyrettiği bir ülke yatırımcısı için iyi bir oran. Yatırıma dönüşmeyen sermayenin getirisi yüzde 4’te kalacakken yüzde 8 kazanmak kârlı geliyor bu tür yatırımcılara.

 

  • Biraz daha açalım bu yatırımcı konusunu. Kimdir bunlar?

  • Sözüne ettiğim yatırımcılar son yıllarda bazı yabancı fonların kârlı olduğunu düşünerek Türkiye’de eğitim yatırımlarına soyundular. Bunların hedefi sadece para kazanmak. Uzun vadeli bir düşünceleri yok. Kısa vadede yatırımlarını kârlı bir hale getirip satmayı düşünen bir zihniyet bu.

 

  • Bu fonlar sadece eğitime mi yatırım yapıyor?

  • Hayır, bunlar yatım fonları. Kârlı gördükleri her sektörde yatırım yaparlar. Ortaklarına baktığınızda aralarında aklınıza gelebilecek her alanda faaliyet gösterdiklerini görebilirsiniz.

 

  • Özel Ege Lisesinden söz edelim biraz da. Bize kısaca bu kurumu anlatır mısınız?

  • Bu okulun amacı bir sonraki neslin liderlerini ve yöneticilerini yetiştirmek. Bunu 1998’de de söylüyordum bugün de söylüyorum, yarın da söyleyeceğim. Çünkü bu bizim hiçbir zaman değişmeyecek felsefemiz.

 

  • Okulun başarılarından söz edelim mi azıcık da?

  • Son üç yıldır İzmir’deki 78 anadolu lisesi içinde birinci oluyoruz. Ancak bu nesnel bir başarı. Bizim için başarı iki ayaklı. Ölçülebilen kısmında sınav sonuçları var elbette. Ama bizim için başarının ölçülemeyen bölümü de son derece önemli.

 

  • Özel Ege Lisesini diğer eğitim kurumlarından ayıran özellikler var mı?

  • Fiziki olarak bizim kapalı alanlarımızın sadece yüzde 17-18’lik bölümü sınıflara ayrılmış durumda. Kapalı alanların diğer bölümü öğrencilerin iyi yetişmesi için oluşturulan alanlar. Kütüphane, radyo, kültür merkezi gibi sosyal alanlara ayrılmış durumda.

 

  • Sistemdeki farklılıklar neler?

  • Biz ilköğretimde seçmeli ders uygulamasını başlatan kurum olduk. Önceleri tartışıldı ama bugün hemen herkes benimsedi bu modeli. Pek çok anlamda öncüyüz. Hiçbir okulda olmayan bilim kurulumuz var mesela. Üniversite hocası düzeyinde doktor arkadaşlarımız var bu kurulda. Lisede astronomi gibi seçmeli dersler koyduk. Bir rektör dostum bu uygulamayı ‘Siz üniversite mi kuruyorsunuz?’ diye yorumladı. Kısacası felsefemiz doğrultusunda her yeniliği uyguluyoruz.

 

  • Eğitime sadece ticaret gözüyle bakan yatırımcılar bu okulları nasıl pazarlıyor? Bu kadar kolay mı bu?

  • İnanılmaz reklam yöntemleri var. Örneğin Oxford yayınlarından kitap almış. Ama bunu Oxford modeli eğitim yapıyormuş ve Oxford’a akredite olmuş gibi anlatıyor. Buna benzer pırıltılı kampanyalarla toplayabildiği kadar öğrenci topluyor. Bazı okullar görüyorum. Açıldıktan çok kısa bir süre sonra ‘Tüm mezunlarımız üniversite kazandı’ veya ‘şu kadar mezunumuz şu fakültelere girdi’ diye tanıtım yapıyorlar. Nasıl oluyor bu iş? Bunun gerçek olması mümkün mü? Bir öğrenciyi üniversiteye hazırlamak 13 yıl alıyor. Ama bunlar iyi yetişmiş öğrencileri toplayıp böyle reklam yapıyorlar.

 

  • Yetişmiş öğrenci yeni ve bilinmedik bir okula neden gidiyor?

  • Ne yazık ki bu zihniyet öğrenciyi de profesyonelleştirdi. Burs veya başka ekstra olanaklar sağlayıp öğrencileri bünyelerine katıyorlar. Sonra da en küçük bir katkıları olmadığı hâlde bu çocukları reklam aracı olarak kullanıp okullarını cazip hâle getiriyorlar.