Özel Ege Liderler Yetiştirmek İçin Kuruldu (Röportaj, 2 Kasım 2010, Haber Ekspres)

 

02.11.2010

 

(Röportaj: Emine Kantarcı)

 

 

Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan:

“Özel Ege Liderler Yetiştirmek İçin Kuruldu”

 

Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan, “Okullar eğitim kurumlarıdır. Sosyal insan yetiştirme görevleri de vardır. Fakat ‘Her şey akademik başarı mıdır?’ veya ‘Okullar özgüveni, sosyal yönü olan, hayatın başka yönleriyle de ilgilenen bireyler yetiştirmeli’ gibi başarıyı biraz da hafife alan, başarının önemini düşürmeye çalışan yaklaşımlarla karşılaştık.  Başarının biraz da su katıp rengini açmaya çalışan girişimlere tanık olduk. Akademik başarı deyince biz hiçbir zaman okulların sadece başarıya endeksli, onun dışında hiçbir uygulamayı ciddiye almayan kurumlar olmasından bahsetmiyoruz. Ama okullar sosyal aktivite cenneti de olmamalı” diyor.

 

İzmir’de üç ayrı kurumun yönetiminde yer alan Eraslan Ailesi ile tanışmamız Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan’ın göreve gelişi ile oldu. Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in kurumlarını yönetecek bir nesil yetiştirmek için yola çıktıklarını vurgulayan Eraslan, “Bugün okulda çocukların yaptığı birçok etkinliğin arkasında okulun özel hedefi var. Okulların belli kulvarlarda yüzmeye başladığını görüyoruz. Kimi okul grubu özellikle akademik hedefleri olan öğrencileri yetiştiriyor. Bu okullar kendilerine özel hedefleri, iddiaları olan bir yolda ilerliyorlar. Özel Ege Lisesi olarak biz lider yetiştirmek üzere kurulmuş bir okuluz. Akademik başarı bizde bir zamanlar hedefti; şimdi geleneğe dönüştü. Başlangıç yıllarında akademik başarısı iyi olan çocuklar yetiştirmeyi hedeflemiştik. Büyük bir özgüvenle diyebilirim ki şu anda akademik başarı geleneğe dönüştü.” diyor.

 

Özel okullar arasında başarılarını istatistiklerle ilan etme konusunda bir açılım yaptıklarına vurgu yapan Eraslan, kamuoyu ile tüm akademik bilgileri tamamen paylaşmak için okulun resmî sitesinde sınavlarda alınan başarıları ve akademik başarı grafiğini yayınlamaya başladıklarını belirtti.  Günümüzde velilerden gelen istekler doğrultusunda birçok okulda bu tür istatistikler internet üzerinden merak edenlerle paylaşılıyor. Ölçülmeyen bilginin yönetilemeyeceğine dikkat çeken Eraslan, amaçladıkları yolda emin adımlarla ilerlediklerini aktarıyor. Sektöre yeni katılan aktörlerin aktif bir rol üstlendiklerine dikkat çeken Eraslan, “Okulun başına geçtiğimde sahip olduğum görüşlerin önemli bir kısmı geçerli. Bu sektörde ciddi yer değişiklikleri olacağını belirtmiştik. Akademik verilere göre sıralamalar yapıldıkça bazı okulların yerlerinin algılandığı gibi olmadığı ortaya çıktı. Okullar arasında ciddi bir kulvarlaşma eğilimi başladı. Artık her okul kendisine ait bir kurum kültürü oluşturdu. Eğitimde bu kurumların ne olmak istediklerine dair rüyaları ve hedefleri, farklılıkları beraberinde getiriyor. ‘Her şey iyi gidiyor; işler yolunda’ yaklaşımı yeterli olmuyor. Açık, net verilere ihtiyaç var.” diye anlatıyor.

 

“İyi hekim mi? Sosyal hekim mi?”

Eraslan, öğrencilerin sosyal yaşamda başarılı olması, bunun için de okul yıllarında desteklenmesi konusunda fikirlerini şöyle anlatıyor:

 

“İzmir sosyal bir şehir. İnsanları da birçok şehre göre daha sosyal ve dışa dönük. Son yıllarda okullarda da sosyal etkinlikleri olağanüstü vurgulama dönemi görüyorum. Okullar eğitim kurumlarıdır. Sosyal insan yetiştirme görevleri de vardır.  Fakat ‘Her şey akademik başarı mıdır? Okullar özgüveni ve sosyal yönü olan hayatın başka yönleriyle de ilgilenen bireyler yetiştirmeli’ gibi başarıyı biraz da hafife alan, başarının önemini düşürmeye çalışan yaklaşımlarla karşılaşıyoruz. Başarının içine biraz su katıp rengini açmaya çalışan girişimlere tanık oluyoruz. Akademik başarı deyince hiçbir zaman okulların sadece başarıya endeksli olmasından bahsetmiyoruz. Ama okullar sosyal aktivite cenneti de olamaz.”

 

Anne-babaların çocukları için çok endişelendiğini vurgulayan Eraslan, “Özellikle küçük yaştaki çocukların aileleri sosyal aktiviteler üzerinden okul tanımaya çalışıyor. Sosyal aktivitenin yapılmadığı bir özel okul zaten olamaz. Özel Ege Lisesi bünyesi içinde çocuklarımızın katıldığı öğrenci kulüplerinin, yaptıkları sosyal aktivitelerin inanın sayısını bile bilmiyorum. Ama okulların görevi sadece sosyal değil donanımlı insan yetiştirmektir. Bugün ailenizden birisi hastalansa tedavi edecek doktoru araştırırken hangi kriterlere bakarsınız? Güçlü, köklü üniversitelerde öğrenim gören, başarılı, mesleğinde iddialı olan bir hekim mi isterseniz? Yoksa ‘doktor olsun ama sosyal yönü de olabildiğince güçlü olsun’ diye mi düşünürsünüz?”

 

Hayattaki önceliklerin karıştığını ifade eden Eraslan “2., 3. ve 4. sırada olan öncelikleri getirip ilk sıraya yerleştirmeye çalışıyoruz. Bazı eğitim kurumları bu akademik iddialarda çok geride kaldılar. Geride kaldıkları için başarıyı hafif gösterme yaklaşımını benimsiyorlar. Akademik başarıyı önemsiz gösterme adına “Çocukların yapabildiği en iyi şey sadece kutucukları doldurmak mıdır?’ deniliyor.  Elbette ki akademik başarı sadece testlerde ortaya çıkmaz. Başka göstergeleri de vardır. Ama başarının içine su katılarak hafif gösterilmesini kabul etmiyoruz.” diyor.

 

“Çocuklara Sorumluluk Verin”

Özel Ege Kurucu Temsilcisi Yansı Eraslan, anne-babaların yoğun bir çalışma temposu içinde büyük maddi fedakârlıklar yaparak çocuklarını özel okullara gönderdiklerine dikkat çekiyor. Karnesini kendisine gösteren bir çocuğun notlarından önce devamsızlığına baktığını söyleyen Eraslan, “Öğrencinin tek görevi vardır. O da öğrenmek. Bu yüzden 1. sırada olan bir öğrenci varsa 100. de vardır diye düşünüyoruz. Ama biz 100. öğrencinin kim olduğuyla değil ne yaptığıyla ilgileniyoruz. Akademik izleme ve ücretsiz kurslarla, raporlar hazırlayarak çocuğun kendisini geliştirmeye çalışmasını istiyoruz. Eğer çocuk ve aile böyle bir süreçte yer almak istemiyorsa -öğrenci sayımızın yüzde biri kadarını- kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri, mutlu olacakları bir başka okula yönlendiriyoruz. Ama bu kesinlikle o çocuklardan vazgeçmek anlamına gelmiyor.” diyor.

 

Özel Ege Lisesi ilke olarak okul kontenjanını artırmayı değil, hizmet kalitesini yükseltmeyi amaçlamıştır. Günümüz eğitim anlayışı neyi gerektiriyorsa biz de o yönde çalışmalarımızı şekillendirdik. Biz 12 yıl önce yola çıkarken ‘Gelecekte Cumhuriyet’i ve Cumhuriyet’in kurumlarını yönetecek kuşaklar yetiştireceğiz.’ demiştik. Aynı iddiayı sürdürüyoruz. Sıradan bireylere ihtiyaç yok. Bu ülkenin çocuklarını yetiştiriyoruz. Ülkenin kaliteli beyinlerinin değerlerini daha da artırmak arzusundayız.”

 

“Türkiye’de Vasat Olan Prim Yapıyor”

Özel okulda öğrenim görme imkânının olmadığını belirten Eraslan “Türkiye’de kişi başına düşen millî gelirin en düşük olduğu iller sıralamasında düzenli olarak en sonlarda yer alan Ağrı’da doğdum. Memur bir babanın çocuğuydum. Resmî okullarda sınavları kazanarak öğrenim gördüm. Hâlen evimin baş köşesinde flaması olan Bornova Anadolu Lisesinden mezun oldum. Anadolu lisesi açma konusundaki yarışta fren patlamıştır. Anadolu liseleri açılırken hangi mantıkla yola çıkıldığı unutuldu. Akademik açıdan donanımlı, iddialı, çok yönlü bireyler yetiştiren anadolu liseleri geleneğini kaybetti. Anadolu liseleri fiili olarak kapatılmasa da her okula bu statünün verilmesi okulları sıradanlaştırıyor. Anadolu liselerinin sıradanlaştırılması bizim başarımızı taçlandırır.” diyor.